Islahat Fermanı: Tenkidi ve Tahlili | Beytullah İmzaoğlu Makaleleri
 
ANA SAYFA
HAYAT HİKÂYESİ
GARİP DUYGULAR
ŞİİRLER
YAZILAR
MİSAFİR DEFTERİ
İRTİBAT
 
 
Efendimiz(s.a.v)'in Muhtasar Hayatı
 
 

Tavsiye Ettiğim Kitaplar

Değerlendirme Makalesiyle
 
 
 
Islahat Fermanı: Tenkidi ve Tahlili


*Makalenin sadece giriş ve netice bölümüdür.
**Tamamı inşaallah ilmi mecmualarda neşredildikten sonra burada olacak.

Bu makale Prof. Dr. Ufuk GÜLSOY Hoca'ya Yüksek Lisans vize vazifesi olarak takdim kılınmıştır.


      ...

      Islahat Fermanı: Tenkidi ve Tahlili
A) Giriş
Osmanlı Devleti’nin yakınçağ tarihi değerlendirilirken es geçilemeyecek temel metinlerden birisi de hiç şüphesiz “Islahat Fermanı”dır. Hiçbir beşeri metin târihi vetireden bağımsız olarak ilân olunmamıştır. Hiç şüphesiz Islahat Fermanı’nın da onu ilân etmeyi gerektirecek şartların da târihi bir zemini mevcuddur.
Osmanlı Devleti, XIX. asra 1774 Küçük Kaynarca Andlaşması’nın getirdiği psikososyal, siyasi, askeri, iktisadi buhranlar ile girmişti. Bu buhran öyle bir hâl almıştı ki her yeni gelen gün gideni aratıyordu. “Kanun-i Kadîm”den inhiraf ile devlet felsefesinde bir takım değişiklikler meydana geldi. Hiç şüphesiz ana düşünce aynı kalsa da artık Osmanlılar “Varlık problemi”, “Mevcudu muhafaza” gibi teknik ıstılahlar ile ifade edilegelen devre girmişlerdi ki biz bu son devre naçizane “Yeniden Kuruluş, İhtisaslaşma ve Müesseseleşme Devri” diyoruz. Devlet aklı bütün bu gidişata karşı tedbirler almakta gecikmiyordu. Bu tedbirlerin en ehemmiyetlisi 3 Kasım 1839’da ilân olunan “Gülhane Hatt-ı Hümayunu” olup bu metin kendisinden sonra daima tasdik edilen ve referans alınan bir temel kanun hükmünde olmuştur.
Gülhane Hatt-ı Hümayunu, 38 kişilik bir meşveret meclisinin mazbatası neticesi Sultan Abdülmecid’in son tashihleri ile beraber hazırlanmıştı. Ana hatları ile;
- Can emniyeti
- Irz, namus ve mal mahfuziyeti
- Vergi tayini
- Askerlerin celpleri ve istihdam müddetleri
- Suç sahiplerinin davalarının aleni görülmesi
- Kanunsuz hafi ve celi idam ve tesmim (zehirleme) cezalarına izin verilmemesi
- Memurlara maaş bağlanması
- İltizam usulünün kaldırılması
- Ceza kanunnamesi hazırlanması gibi hususlardan bahsetmekteydi ve Sultan Abdülmecid bunları yaparsak 5-10 seneye devleti yeniden ihya ve inşa ederiz diye de vaad etmişti. Tanzimat Fermanı adı ile maruf olan bu Hatt-ı Hümayun ana esasları tebellür ettiriyordu fakat teferruatlıca değildi. Bu sebeple kendisinden sonra daha pek çok defalar teferruata dair metinler ilan edilmiş, çalışmalar yapılmıştır.
XIX. asır hâdiseleri değerlendirilirken bu asrın “Diplomasi ve İttifaklar Asrı” olduğunu unutmamalıdır zira tek kutuplu veya iki kutuplu değil artık çok kutuplu bir dünya mevcuddur.
Yaşanan pek çok hadiseyi “Karşılıklı menfaatler” ekseninde değerlendirmelidir. Aksi hâlde pek çok meseleyi emir-komuta zinciri gibi anlar, hiç olmayacak düşüncelere gark olabiliriz. Ne kadarı müspet, ne kadar menfi, ne kadarı faydalı, ne kadarı faydasız gibi ihtimali mantık ile düşünmeli, tamamen menfi, tamamen müspet, mutlak doğru, mutlak yanlış gibi kesin hükümlerden uzak durmalıyız.

      ...

      ...

      C) Netice
Osmanlı Devleti, 1768-1774 savaşları ve akabinde imzalanan Küçük Kaynarca Andlaşması’nın getirdiği buhranlar ile boğuşurken devlet aklı bu gidişata çare olmak için bir takım formüller istihsal etmiştir. Bunlardan en mühimi olan Tanzimat Fermanı’nın mütemmimi ve daha teferruatlı hâli olan Islahat Fermanı; Kırım Savaşı (1853-1856) nihayetinde müttefik devletlerin siyasi manevra desteğini almak gayesini de içinde meknuz olarak ilân edilmiştir.
Islahat Fermanı, Gülhane Hatt-ı Hümayunu’nu teyid eder ve Tanzimat Fermanı’nda üstü kapalı olarak ifade edilen pek çok şeye açıklık getirir. Tanzimat Fermanı’nda geçmeyen pek çok meseleye de atıflar yapar.
Daha ziyade gayr-i Müslimlere hususen de Hıristiyanlara müteveccih hükümler ihtiva eden fermanın bugün bile insanlığın gelemediği noktalara işaret etmesi hiç şüphesiz OsmanlıTürk-İslâm kültür-medeniyeti adına bir iftihar vesilesi olabilir.

Ve minellâhittevfîk! (Muvaffakiyet Allah'tandır.)
''Esselâmu alâ men ittebe'al hüda'' (Hidâyete tâbî olanlara selâm olsun.)
Beytullâh İmzaoğlu
Mazinli
NİSAN 2017

 

 
Ana Sayfa - Terceme-i Hal - Garip Duygular - Şiirler - Misafir Defteri - İrtibat