Sultan II. Abdülhamid Dönemi Bürokrasisi ve Yâver-i Ekrem Ahmed Şâkir Paşa | Beytullah İmzaoğlu Makaleleri
 
ANA SAYFA
HAYAT HİKÂYESİ
GARİP DUYGULAR
ŞİİRLER
YAZILAR
MİSAFİR DEFTERİ
İRTİBAT
 
 
Efendimiz(s.a.v)'in Muhtasar Hayatı
 
 

Tavsiye Ettiğim Kitaplar

Değerlendirme Makalesiyle
 
 
 
Sultan II. Abdülhamid Dönemi Bürokrasisi
ve Câlib-i Dikkat Bürokratı
Yâver-i Ekrem Ahmed Şâkir Paşa


*Makalenin sadece giriş ve netice bölümüdür.
**Tamamı inşaallah ilmi mecmualarda neşredildikten sonra burada olacak.

Bu makale Prof. Dr. Ali KARACA Hoca'ya Yüksek Lisans vize vazifesi olarak takdim kılınmıştır.


      ...

      Sultan II. Abdülhamid Dönemi Bürokrasisi ve Câlib-i Dikkat Bürokratı Yâver-i Ekrem Ahmed Şâkir Paşa
A) GİRİŞ
Osmanlı Devleti XIX. asra 1768-1774 Rus Savaşı ve nihâyetinde imzalanan Küçük Kaynarca Andlaşması’nın getirdiği psiko-sosyal, siyasi, iktisadi, askeri buhranlar ile girmişti. Devlet-i ‘Aliyye o güne kadar ilk defa bire birde mağlup olmuş ve Kırım’ın kaybı şok tesirini icra etmişti. Bu andan itibaren Osmanlı-Türk-İslâm medeniyetinin başına gelenler aydınlık günlerin üzerine dökülseydi, hiç şüphesiz kapkara geceler olurdu.
Osmanlıların klasik devirlerinin sonuna doğru, üçüncü bir dünya olarak Rusya’nın ortaya çıkışı Doğu-Batı arası ikili dengeleri bozmuş ve “Kuzey’in Yükselişi” ile Osmanlılar güçlerinin mühim bir kısmını Kuzey’e harcamaya mecbur olmuş, Kuzey, Osmanlılara rağmen genişlemiş, Osmanlılar da böylece hem Batı hem de Kuzey karşısında görece bir güç kaybına uğramış ve yakın tehdid Kuzey’e karşı ittifak arayışına girmiştir. Gerçekten de 1768-1774, 1787-1792, 1806-1812, 1828-29 Osmanlı-Rus savaşları hep Osmanlıların aleyhine neticelenmiştir.
Rus tehdidine karşı Osmanlılar Batı’dan müttefikler aramış ve hususen de İngiltere ile yakın münasebetlerde bulunmuştur.(1)
XIX. asrın ayrılıkçı akımları Osmanlı tebaası arasında aksülamel bulmuş Sırp ve Yunan isyanları devleti bir takım adımlar atmaya icbar etmiştir. Yunanistan’ın istiklâli, Cezayir’in Fransa tarafından işgâli, Mısır Valisi Kavalalı Mehmed Ali Paşa’nın isyanı ve Yeniçeri Ocağı’nın ilgasından sonra kurulan merkez ordularını 2 defa mağlup etmesi, Osmanlı devleti tebaası arasında yapılan misyonerlik faaliyetleri ve pek çok başka husus(2) neticesi; Devlet aklı bütün bu buhranlara çözümler aramış, Nizam-ı Cedid, Tanzimat(3) ve Islahat(4) fermanları, Meşrutiyet ve Kanun-i Esasi; bir asır içerisinde başvurulan çözümlerin ana başlıklarını teşkil etmişti.
Devletin asıl hedefi Sultan Abdülmecid’in(5) de ifâde ettiği üzere halkın saadeti ve refahı ve memleketin imarını te’min idi, Abdülmecid veciz bir surette bu hususu şöyle beyan eder: “Memâlik-i Devlet-i ‘Aliyyemizin ma’mûriyeti ve kâffe-i tebaamızın refâh ve saâdeti kazâyâsının nuhbe-i âmâlimiz olduğu muhtâc-ı beyân değildir.” (6)
Bu hedefe ve ulaşılmak istenen noktaya en çok yaklaşan Padişah ise Sultan II. Abdülhamid olmuştur. Gerçekten de O’nun devri kanaatimizce XIX. asırda yeniden bir Kuruluş, İhtisaslaşma ve Müesseseleşme devri geçiren Osmanlılar için bunun başarıldığı bir iktidar vetiresi olmuştur. İşbu makalemizde bizler bu başarıda II. Abdülhamid devri bürokrasisinin tesir ve faaliyetlerini daha derinde de Ahmed Şakir Paşa’nın rolünü incelemeye çalışacağız.

      ...

      ...

      D.) NETİCE
Osmanlı Devleti, 1768-1774 savaşları ve akabinde imzalanan Küçük Kaynarca Andlaşması’nın getirdiği buhranlar ile boğuşurken devlet aklı bu gidişata çare olmak için bir takım formüller istihsal etmiştir. Tanzimat ve Islahat fermanları bunlardan ilk akla gelenleridir.
Küçük Kaynarca’dan sonra Osmanlı yakınçağının ikinci büyük meselesi ise 1877-78 Osmanlı-Rus Harbi olmuş ve devlet sistemi adeta iflas etmiştir. Tam bu sırada tahta çıkan II. Sultan Abdülhamid ise siyasi dehası ile Devlet-i ‘Aliye’yi mutlak bir izmihlalden kurtarmıştır. Kurduğu sistem ile kendine has bir idare benimsemiş ve Osmanlı Devleti’ni çok değil XX. Asrın henüz başında yeniden eski gücüne kavuşturmuştur.
Sultan II. Abdülhamid’in bu başarısı sadece kendisine mâl edilemeyecek kadar şümullü olup bu hususta kendisine yardımcı olan pek çok Osmanlı devlet adamı da olmuştur. Bunların bir kısmı Midhat Paşa’nın yetiştirmesi olup, Sultan II. Abdülhamid’e sâdık kalarak vazifelerini yapmışlardır. Halil Rifat Paşa ve Ahmed Şâkir Paşa bu kabilden insanlardır.
II. Abdülhamid; dünya güçleri arasında bir denge siyaseti izlemiş, alternatif arayışlara girmiş, İslam Birliği siyaseti ile tesiri bugün de devam eden pek çok icraata imza atmıştır.
Osmanlı yakınçağının en ehemmiyetli meselelerinden birisi ve diplomatik pek çok buhrana sebep olan hadiselerden olan Ermeni meselesi de 93 Harbi’nin bakiyesiydi. Bu meselenin çözümü hususunda en mühim adımlardan birisi olan Anadolu Islahatı projesini gündeme almış ve Yaver-i Ekrem Müşir Ahmed Şâkir Paşa’yı bu hususta vazifelendirmiştir. Ahmed Şâkir Paşa’da 5 yıl boyunca Anadolu’yu didik didik gezmiş, adli, idari, mali, askeri meselelerde ve maarif hususunda ciddi raporlar hazırlamış ve bunları tatbik etmeye çalışmıştır.
II. Abdülhamid’in kendilerinden çokça istifade ettiği Ahmed Şakir Paşa’nın 1899, Ahmed Cevad Paşa’nın 1900 ve Halil Rifat Paşa’nın da 1901 yılındaki vefatları hiç şüphesiz Osmanlı Devleti ve hükümdarı adına büyük kayıp olmuştur.
XIX. asır Osmanlı Devleti için yeniden bir Kuruluş, İhtisaslaşma ve Müesseseleşme devri olmuştur. Bütün bunları kâmilen gerçekleştirebilen ise Sultan II. Abdülhamid olmuştur.

Ve minellâhittevfîk! (Muvaffakiyet Allah'tandır.)
''Esselâmu alâ men ittebe'al hüda'' (Hidâyete tâbî olanlara selâm olsun.)
Beytullâh İmzaoğlu
Mazinli
NİSAN 2017

 

 
Ana Sayfa - Terceme-i Hal - Garip Duygular - Şiirler - Misafir Defteri - İrtibat