Sultan Abdülmecid ve Cülus-ı Hümayunu | Beytullah İmzaoğlu Makaleleri
 
ANA SAYFA
HAYAT HİKÂYESİ
GARİP DUYGULAR
ŞİİRLER
YAZILAR
MİSAFİR DEFTERİ
İRTİBAT
 
 
Efendimiz(s.a.v)'in Muhtasar Hayatı
 
 

Tavsiye Ettiğim Kitaplar

Değerlendirme Makalesiyle
 
 
 
Sultan Abdülmecid ve Cülus-ı Hümayunu


*Makalenin sadece giriş ve netice bölümüdür.
**Tamamı inşaallah ilmi mecmualarda neşredildikten sonra burada olacak.

Bu makale Prof. Dr. Yüksel ÇELİK Hoca'ya Yüksek Lisans final vazifesi olarak takdim kılınmıştır.


      ...

      Sultan Abdülmecid ve Cülus-ı Hümayunu
A) GİRİŞ
Osmanlı Devleti, 6 asırdan ziyade aynı hanedan tarafından idare edilmiştir.(1) Osmanoğulları’nın(2) tahta geçişleri ise asırlara göre farklılık göstermiştir. İlk 13 padişahta babadan oğula geçen bir veraset usulü hâkimken I. Mustafa’yla birlikte kardeşlerin de tahta geçmesi ile bu usul değişmiştir. Hanedanın son asrında yeniden babadan oğula doğru bir taht geçişi Sultan II. Mahmud’un oğlu Sultan Abdülmecid’in Osmanlı tahtına câlis olmasıyla vukuu bulmuştur.(3)
Babadan oğula son defa tahtı devralan Sultan Abdülmecid’in cülusu hakkında kısa bir araştırma yaptık. Araştırmamızın esas kaynağı Başbakanlık Osmanlı Arşivi olup sair kitaplara da başvurmuş bulunuyoruz fakat ne yazıktır ki Abdülmecid hakkında müstakil bir kitap olmamakla birlikte onun hayatını mündericatına alan eserler de hep birbirini tekrarlamaktan öteye gidememiştir. Sultan’ın şehzadelik yılları ise çok kısa birkaç satır ile geçiştirilmektedir. Bu sebeple biz de maalesef bu yıllarına dair pek bir şey söyleyemeyeceğiz.
Abdülmecid’in hayatının her yönünü araştıran müstakil bir çalışma yapılmamıştır. Sultan ve devri, umumi Osmanlı tarihlerinde bir bölüm, ansiklopedilerde bir madde olarak kalmıştır. Dolayısı ile bu saha gerçekten çok bâkirdir.
Biz ise bu çalışmamızda Abdülmecid’in hayatını kısaca hülasa ettikten sonra Cülus-ı Hümayunu’nun dahilde ve hariçte nasıl karşılandığını arşiv vesikaları ile elimizden geldiğince aydınlatmaya çalışacağız.

      ...

      ...

      NETİCE
Osmanlı Devleti, 6 asır aynı hanedan ile idare edilmiş ender tecrübelerden birisidir. Bu hanedandan olanların tahta geçişleri ise asırlara göre farklılıklar göstermiştir.
İlk 3 asrındaki babadan-oğula geçişten sonra, son 3 asrında kardeşten-kardeşe geçişe doğru bir evrilme yaşanmış buna nispet bunda da iki istisna olmuştur. Bunlardan birisi de Abdülmecid’in cülusudur.
Sultan Abdülmecid, Osmanlı Devleti’nin yeniden bir kuruluş, ihtisaslaşma ve müesseseleşme geçirdiği bir devirde Osmanlı tahtına oturmuştur. Devrinde bu yeniden yapılanmayı gerçekleştirmek adına pek çok hamleler yapılmıştır. Sultan Abdülmecid, ayrıca bir itina ile iyi bir tahsil-terbiye aldığı şehzadelik dönemi geçirmiştir. Kendisinden sonra 4 oğlu Osmanlı tahtına çıkmıştır.
Abdülmecid genç yaşta tahta oturmuş ve kucağında büyük bir mağlubiyetle birlikte hem kara hem de deniz kuvvetlerinden mahrum bir iktidarı bulmuştu. Devlet, Abdülmecid’in saltanatı yıllarında bu badirelerden kurtulmuş ve hem Mısır Meselesi’ni halletmiş hem donanmayı geri almış hem de kara ordularını yeniden tanzim edip 1853-56 yıllarında müttefiklerinin de desteği ile Rusya’yı mağlup edecek seviyeye getirmeyi başarmıştır. Bütün bunlar başta olmak üzere pek çok isyan ve kıtallerle de uğraşmış ve devlet adamlarının arasındaki çekişmelerle de uğraşarak iktidar sürmüş ve yine genç yaşta vefat etmiştir.
Sultan’ın cülusu nasıl büyük bir sevinçle karşılanmışsa saltanatının ve hayatının son yıllarında kendisine karşı bir muhalefet gelişmiş ve darbe teşebbüsü olmuştur.
Sultan Abdülmecid’in cülusu pek tabii olarak dahilde ve hariçte pek çok akisler uyandırmıştır. Tahta geçiş gereği pek çok tevcihat, berat, imtiyaz yenilemeleri yapılmıştır. Bunların ise Osmanlı merkez teşkilatında yoğun bir çalışma trafiği yarattığı aşikardır.
Cülus için İstanbul’a gelen hem Müslim hem de gayr-i Müslim ahali olmuştur. Pek çok vali, komutan, muhafız, devlet memuru yeni Sultan’ı tebrik etmek için ve O’na biat etmek merkeze yazılar yazmıştır.
Cülus haberi diğer devletlere de bildirilmiş ve onlar da mukabele olarak tebriklerini iletmişlerdir.
Sultan Abdülmecid’in cülusu hakkında yaptığımız bu muhtasar araştırmanın neticeleri kısaca böyledir fakat bunların üzerinde birkaç kelam etmeden geçemeyeceğiz. Gerçekten de Abdülmecid’in cülusu bir sevinç yaratmıştır bunda hiç şüphesiz babasının saltanatının uzun sürmesi ve devrinde yaşananların tesiri olduğu kadar darbesiz tahta çıkması da mühim bir sebeptir. Yine babadan oğula bir taht değişikliği de hanedanın dinamizm kazanması için bir vesile sayılmış olabilir.
Taht değişikliklerinin dahilde ve hariçte ilan edilmesi merkezin/devletin kendini hatırlatması için bir vesile olduğu kadar merkezden imtiyaz ya da vazifesinin yenilenmesini/yükseltilmesini isteyenler için de bir fırsat olarak zuhur etmiştir. Merkezin kendisini hatırlaması bahsinde Aynaroz Adası’ndaki bir manastıra daha evvel verilen bir fermanın yenilenmesi numune bir misal teşkil edebilir.
Ahalinin bir kısmının İstanbul’a kadar gelmelerinin pek çok sebebi olmakla birlikte iktisadi sebeplerinin de olabileceği akıllara gelmektedir. Zira cülus vesilesiyle bahşişler koparabileceklerini umduklarını söylemek de yanlış olmayacaktır.
Cülus akabinde devletlerarası münasebetlerin de ayrıca mühim bir yer işgal ettiği söylenebilir. Zira yeni iktidar sahibinin nasıl bir siyaset takip edeceği merak mevzuu olup incelediğimiz kadarıyla bazı hükumetler eski padişah devrini veya eski padişahlar devirlerini hatırlatarak dostluklarının devam etmesini temenni etmektedirler.

Ve minellâhittevfîk! (Muvaffakiyet Allah'tandır.)
''Esselâmu alâ men ittebe'al hüda'' (Hidâyete tâbî olanlara selâm olsun.)
Beytullâh İmzaoğlu
Mazinli
OCAK 2017

 

 
Ana Sayfa - Terceme-i Hal - Garip Duygular - Şiirler - Misafir Defteri - İrtibat