30 Mart 2014 Mahalli-Yerel İntihablar-Seçimler | Beytullah İmzaoğlu Makaleleri
 
ANA SAYFA
HAYAT HİKÂYESİ
GARİP DUYGULAR
ŞİİRLER
YAZILAR
MİSAFİR DEFTERİ
İRTİBAT
 
 
Efendimiz(s.a.v)'in Muhtasar Hayatı
 
 

Tavsiye Ettiğim Kitaplar

Değerlendirme Makalesiyle
 
 
 
MAHALLÎ İNTİHABLAR ÜZERİNE BİR MÜLÂHAZA
(30 MART 2014)

MAHALLÎ İNTİHABLAR(Seçimler) ÜZERİNE BİR MÜLÂHAZA (30 MART 2014)

      2013 senesinin ilk 6 ayı büyük inkişâflar ile geçtikten sonra, takip eden aylar bu gelişmenin önünü kesmeye çalışanların meşru-gayr-i meşru faaliyetlerini arttırdıklarını gördük. Bu faaliyetler maddî pek çok kayba sebeb olsa da iktidâr için bir silkelenme, milletimiz için de büyük bir manevî uyanmaya vesîle olmuştur.

      Cennet-mekân Sultan Vahideddin Han Hazretleri'nden sonra; (Merhum da hakanlık sıfatı ile bütün Türklere, halifelik sıfatı ile de bütün Müslümanlara hitap ediyordu) ilk defa bütün Türklere ve Müslümanlara hatta mazlum bütün insanlara hitap edebilen bir liderimiz var. Eğrisi ile doğrusu ile O'nu destekliyorum. Hiç kimse ne tam iyi olabileceği gibi ne de tam kötü olabilir, milletlerde böyledir, hata-savab dengesine, galebe hangi tarafta ona bakmalı ve bu ölçüyü hatırda tutmak lâzımdır.

      Kemalist, Komünist, Terörist + Gülenist zümreler ve ey gâfiller! Artık milletimizin adına konuşmaktan vazgeçin, milletimizin fikirlerine, seçimlerine hürmet duyun, onları aşağılamaktan, hakir görmekten vazgeçin ve miadınızın dolduğunu da kabul edin ve artık kendinizi yenileyin.

      Bütün vatanperver, milliyetçi ve mukaddesatçılara: Şükür namazı kılmak lâzım, Allah'ım sana nihayetsiz hamd ü senâlar olsun… Din ve Devlet, Vatan ve Millet düşmanlarına fırsat vermedin... (Bu ilk yazı, aşağı kısmı yaklaşık 10 saat sonra kaleme alınmıştır.) Aslında bu değerlendirmelerimi sabahki yazımızda da yapabilirdim fakat her şeye rağmen neticelerin tam manası ile açıklanmasını bekledim. Umumi kabul olduğu veçhe bu intihablar "Mahallî" seçimleri aşmış ve bir "Güven tazeleme" seçimlerine dönüşmüştür. Bu sebeble değerlendirmelerimiz de umumî seçim mantığına göre olacaktır. Çok bâriz bir surette ortaya çıktığı gibi Kemâlist'in, Komünist'in, Terörist'in + Gülenist'in ittifakı çökmüş ve yanaklarında "Osmanlı tokadını" hissetmişlerdir.

       Diğer noktadan Mehmed Fatih Can Hoca bir keresinde şöyle demişti: "Türkiye büyüyecekse Kürtlerle büyüyecek, küçülecekse de Kürtlerle küçülecek" bu intihablar ile ortaya bu netice bâriz bir sûrette çıkmıştır, bölünmelerine rağmen BDP'nin reyi azalmıştır, bu noktada Kürt kardeşlerimizin yoğun yaşadığı yerlerde birtakım ıslahatlar yapılmalıdır:

       Başta onlara bizim aynı millet olduğumuz, aynı ümmet olduğumuz anlatılmalı ve kardeşlik daha çok pekiştirilmelidir. Mehmed Niyazi üstâdın dediği gibi “Hastahanelere, mekteplere, devlet dairelerine en iyi me'murlar tâyin edilmeli ve onlara ne kadar değer verdiğimiz” gösterilmelidir. Yine Mehmed Fatih Can Hoca’nın bir sözü ile naçizane yol gösteren mülahazamıza geçebiliriz. "Ahmaklar strateji konuşur, profesyoneller lojistik konuşur."

       Değerlendirmelerime geçmeden evvel şunu da beyân etmeliyim: Muhterem kimseler! Şu iki şeyden uzak durun ve zamanınızı heba etmeyin, memnun değilseniz, kendinizi yetiştirin, vazife sırası size geldiğinde memnunsuzlukları giderir ve işinizi görürsünüz: I) Aktüel siyâsî mevzuular: Cüz'i olarak konuşabiliriz, fakat uzun uzadıya konuşmaktan kaçınmalıyız çünkü siyaset bataklığı öyle bir yerdir ki, kardeşi kardeşe kırdırır ve düşmanlara fırsat verir. II) Aktüel veya gayr-i aktüel futbol, magazin vb. konuşmalar: Yine cüz'i olarak belki konuşabiliriz fakat yine de uzak durmak lazım, vaktimizi boş yere harcamamak lazımdır, ilmî, fikrî çalışmalarla uğraşmalı en mühimi dinî eserler ve ibâdetler ile iştigal etmek gerekir, aksi olduğunda heyecanımız gider ve faydalı çalışmalardan ayrı kalırız, bu da büyük bir vebaldir. Şimdi değerlendirmelerimize geçebiliriz.

       AK Parti: İktidar partisi olması sebebiyle en çok beklentimiz buradadır. Uzun yıllar iktidar olmak hiç şüphesiz herkesin gözünü kör eder ve birtakım noksanlıklar görülmez olur. "Gezi Parkı hadiseleri" ve "17 Aralık: Hukuk Darbesi" hükumeti silkelemiş ve kendine getirmiştir. Şimdi artık ciddî bir restorasyon ve ıslahat vazifeleri vardır. Tabiî bunları yapmaları "Cumhurbaşkanlığı" ve "Umumî seçimler"den sonra olabilir.
I) M.Kemâl Paşa hakkındaki ve tatbikatta çok canlar yakan mâhud 5816 sayılı kanun kaldırılmalı ve hürriyetlerinin önündeki en büyük mânî kalkmalıdır.
II) Bütün inkılab kanunları ilga edilmeli ve "Kemâlist diktatörlüğün" pençesi altından bu millet kurtarılmalıdır.
III) İslâm'ın hâkîmiyet timsâli olan ve bir hükumet kararnamesi ile kapatılan Ayasofya tekrar bir hükumet kararnamesi ile aslında tahvil edilmelidir. Yine devletimizin önünde mânevî bir set olan "Vakıflar mes'elesi" halledilmeli hepsi tekrar ihyâ edilmeli ve artık vakfedenin beddualarına muhatap olunmamalıdır. Ayrıca nâ-hak yere asılan, kesilen, sürülen kimselere iâde-i itibâr yapılmalı, ailelerine maaş bağlanmalıdır. Yine aslı bozulan pek çok şey sâhiblerine, asıllarına tevdî edilmelidir.
IV) "Millî eğitim" denilen fakat millîlikle alâkası olmayan müessese ciddî bir yenilenmeden geçirilmeli ve "Maarif nezâreti" (Maarif, marifet kelimesinin çoğuludur) hâline getirilmelidir.
V) Bütün Türkleri ve Müslümanları ve insanları kucaklayıcı siyâset yapılmalı ve bütün Dünyâ'da tekrar şerefli mevkîimize çıkmamıza sebeb olacak büyük yol açılmalıdır.
VI) İslâm Şurası toplanmalı, Türkleri ve Müslümanları en azından ekonomik bir birlik altında birleştirmek için yapılan çalışmalar çok daha arttırılmalıdır. Bununla birlikte buraya pek çok şeyler yazılabilir tabiî bu reformlar vatanperver kimseler desteği ile yapılabilir.

       CHP: Aslında ne dense boş fakat yine de bir değerlendirme yapmak lâzımdır. Tek parti diktatörlüğü yıllarında millete çok çektiren bu parti bunun neticesini çok partili hayata geçildikten sonra bir kez dahi tek başına iktidar olamaması ile ödemeye devam etmektedir. CHP'lilere naçizane bir tavsiye: Hep beraber hacca gitseniz, 5 vakit namazı câmide kılsanız, yıl boyunca oruç tutsanız, bütün teşkilâtınızı zemzem suyu ile yıkasanız yine de iktidar olamazsınız. Partinizi feshedip, yeni bir parti ve zihniyet ile hayatınıza devam etmediğiniz müddetçe bu hâliniz devam eder.

       MHP: Aslında bu memlekette en çok iş görebilecek bir parti olmasına rağmen Sultan Vahideddin'in iş başına getirmek istemediklerine haklı olarak "İttihadçı bulaşığı" dediği gibi bu parti mensublarından bir kısmı da "Kemâlistlik" ve "Irkçılık bulaşığına" bulaşmış ve bu sebeble lâyık olduğu seviyeye gelememiştir. Halbuki bu seçimler büyük bir fırsattı çünkü "Küfre paralel, devlete muârız yapı"ya hücum etseler, cephe alsalardı eminim ki bugün çok daha farklı konuşurduk. Yine bu partiye naçizane tavsiyeler:
I) Lider değişikliği olmalı, "Kemâlist, laik, ırkçı" zihniyette olanlar partiden bir şekilde tasfiye veya ikna edilmeli,
II) Bütün milleti hatta ümmeti kucaklayıcı politikalar üretmeli, millî ve dinî ruha münâfi söz ve fiillerden kaçınılmalıdır.
III) Her ne kadar menfilikler olsa da “Milliyetçi ve mukaddesatçı” cebhe birdir ve rey nisbeti en az %65'dir. AK Parti ve MHP bir şekilde birleşmelidir. Ben ileride bilmecbure, kaderin sevkiyle birleşeceklerini düşünüyorum.

       BDP: Terörün uzantısı olarak kabul edilen parti, "Çözüm vetiresi"nden sonra yavaş yavaş mâhiyet değiştirmeye başlamış olsa da pek bir değişikliğin olmadığını da söylemek lâzımdır. Kürt kardeşlerimizi dava etmek gayesinde olan bu parti bunu başaramamakta ve böyle de devam edecek görünmektedir. HDP: Yine aynı partinin uzantısı olan bu oluşumunda sol cenâhı hedef aldığı görülmekte olsa da CHP varken bir varlık gösteremeyeceği âşikârdır. Millî ve dinî hayata münâfi bu oluşumların bir neticesi olmayacaktır.

       SP/BBP: Saadet gerçekten çok kötü bir imtihan verdi, "Küfre paralel, devlete muârız yapı"ya destek olmak demek intihar etmek gibi bir şeydi. Büyük Birlik ise iddialı olsa da yine bir varlık gösteremedi. Umumi olarak millî, dinî, vatanperver bir oluşum olmalarına rağmen artık bırakın iktidar olmayı, herhangi bir sayıya dahi sahip olamayacakları apaçık ortaya çıkmışken bunda ısrar etmelerini nasıl izah edebiliriz bilemiyorum. Bu partilere naçizane tavsiyeler: Ya iktidar partisine katılmalılar ya da liderlerini iktidar partisinden namzed göstermelerini rica edip, mecliste temsil hakkı aramalarıdır.

       GP: (Genç Parti değil Gülenistler) Menfaatlerine dokununca, din ve devlet, vatan ve milleti nasıl feda edip, düşmana satabilmenin misalini veren bu oluşum, büyük tehditlerine rağmen neredeyse hiçbir tesir gösterememiştir. Fakat mücâdeleden geri adım atacaklarını düşünmüyorum. Güçleri (İnsan(Aslında robot!) ve Para) bitene kadar ihânete devam edeceklerdir.

       Umumi olarak bu değerlendirmeleri yaptıktan sonra; hiçbir partiye mensub olmadığımı, kim hizmet ediyorsa takdir ve destek olduğumu söylemek istiyorum. Fakat buna rağmen müsbet-menfî pek çok değerlendirmeler gelebilir buna diyecek bir şeyim yoktur. Bu seçimler pek çok insana olduğu gibi bendenize de büyük bir itimâd-ı nefs te'min etti. Fakat her şeye rağmen halka değil Hakk'a güvendiğimizi de söylememiz lâzımdır. Târihi tecrübelerimizin millî ruhta nasıl devam ettiğini de görmüş olduk; devlet mevzuubahs olduğunda milletimizde kor altında kalan ateş misâli millî hisler canlanmış düşmanlara lâyıkı ile cevâb verilmiştir. Milleti aptal, cahil yerine koyan zihniyet(?) bir kez daha hezimet yaşamıştır. İnşaallah Allah azze ve celle bu milletin önünü çok daha açacak ve tarihi vazifesini tekrar verecektir, bendeniz şuurlu insanlara hitaben bu yazıyı yazdım. Noksanlık tarafımıza aiddir. Gayret bizden, muvaffakiyet Allah'tandır.

Ve minellâhittevfîk! (Muvaffakiyet Allah'tandır.)
''Esselâmu alâ men ittebe'al hüda'' (Hidâyete tâbî olanlara selâm olsun.)
Beytullâh İmzaoğlu
Mazinli
30/31 MART 2014

 

 
Ana Sayfa - Terceme-i Hal - Garip Duygular - Şiirler - Misafir Defteri - İrtibat